İletişim Formu

Hicri : 18 Zilhicce 1440
Miladi : 19.8.2019

Musa (Aleyhisselam)

 

dalga.jpgYusuf (Aleyhisselam) dan uzun bir müddet sonra Mısır’a Firavun-lar hakim olmuştu. Onların kavmine Kıbtiler denir. Yusuf (Aleyhisse-lam)’ın neslinden gelenlere İsrail oğulları (Yakub Aleyhisselamın oğulları) denir.
Bir gün Firavun bir rüya gördü. İsrail oğullarından biri çıkıp devle tini yıkacak. Uyandığı zaman çok telaşlandı. Kahinleri çağırıp açıkla-masını istedi. Neticede kendisine İsrail oğullarından bir çocuğun dünyaya gelip tahtına ve saltanatını yıkacağı haber verildi.
Bunun üzerine Firavun, doğacak olan bütün erkek çocukları öldürmeye karar verdi. Her hamile kadının başına nöbetçiler dikti. Neticede doksan binden fazla çocuk katledildi. Etrafındaki evanesi, erkek neslinin tükendiğini görerek öldürme işini iki senede bir yapmaya karar verdiler.
Firavunun memurlarından olan Musa (Aleyhisselam)’ın babası, hanımının hamile olduğunu kimseye söylemedi. Öldürme olmayan senede Harun (Aleyhisselam) doğdu. Öldürülme olan sene Musa (Aleyhisselam) doğdu. Musa doğunca annesi öldürülmesinden korktuğu için Allah'u Teala’nın verdiği ilham ile çocuğunu ziftli bir sandığın içine koyarak Nil nehrine bıraktı. Nil nehri sandığı getirip nehir kenarındaki Firavunun sarayının sahiline bıraktı.
Firavunun hanımı olan Asiye validemizin çocuğu olmamıştı. Firavunun zulümlerine ve ilahlık davasına boyun eğmemişti. Çocuğu gördüğü vakitte nur topu gibi sevimli bulunca kocasına:
“Gözümüz aydın, bunu kendimize evlat ediniriz, belki bize fay-dası olur” diyerek Musa (Aleyhisselam)’ı ölümden kurtardı ve saraya yerleşmesini, hatta süt annesi bulunamayınca tekrar kendi annesinin kiralanması yoluyla, ücretle süt annesi olarak tutulmasını temin etti.
Musa (Aleyhisselam) gençlik çağına ulaşınca şehirde dolaşırken kavga eden iki kişiye rastladı. Irkdaşı olan İsrailoğlu ondan yardım isteyince Kıbtiye bir tokat vurarak ölümüne sebeb oldu. Bu durumdan korkmuştu. Ertesi gün yine aynı adam ondan yardım isteyince bu sefer ona tokat vuracakken adam:
“Sen şehirde zorba olmak istiyorsun, dün bir kişiyi öldürdü” dedi. Musa (Aleyhisselam) korkarak bir yere saklandı.
Sarayda kendisini seven birisi, olup bitenleri öğrenip Musa’ya haber verdi.
“Derhal şehri terk et, yoksa seni öldürecekler” dedi.
Musa (Aleyhisselam) korkarak Mısırı terk etti ve Medyen bölgesine ulaştı. Orada bir kuyu başında insanların koyunlarını suladığını gördü. Yan tarafta terbiyeli iki tane kız, koyunlarını sulamak için bekliyorlardı. Musa (Aleyhisselam) kuyunun yanına varıp orada bulunan büyük bir taşı kaldırarak kızların hayvanlarına içecek su yolu açtı. Daha sonra bir ağacın altına yaslanarak rabbisine niyaz etti.
O sıra kızlardan biri gelerek babasının kendisini davet ettiğini söyledi. Evlerine varınca orda Şuayb (Aleyhisselam) ile karşılaştı. Şuayb (Aleyhisselam) çok yaşlanmış, evin iç ve dış işlerini kızları görüyordu. Kızlarından bir dedi ki:
“Onu ücretle tutalım, o hem kuvvetli hem de emindir. Bunun üzerine babası:
“Sekiz yıl hizmet edersen iki kızımdan birini sana nikah ederim” dedi. Musa (Aleyhisselam) bunu kabul etti. Orada hizmete başladı. Müddet bitince kızın biriyle evlendi. Şuayb (Aleyhisselam) ona bir miktar koyun ve bir de asa verdi.
Musa (Aleyhisselam) Mısır’a ailesinin yanına dönmek için izin alarak yola çıktı. Tenha bir yere geldiklerinde şiddetli soğuk ve fırtına-ya tutuldular. Hanımına dedi ki:
“Siz burda durun, ben ileride gördüğüm ateşden bir miktar alay-ım ve yoluda sorarım” diyerek o tarafa yöneldi. O t-rafta ateş gibi parıldayan bir ağaç gördü. Fakat ağaçta yanma belirtisi yoktu. O sıra ağaçtan bir nida geldi:
“Ya Musa! Ben alemlerin rabbi olan Allah’ım, benden başka ilah yoktur” 
Böylece kendisine Mevla Teala tarafından ağaç vasıtası ile nida olunarak peygamberlik vazifesi verildi. Bir takım ibadetler, vazifeler bildirildi ve peygamberlik görevini ifa etmesi için Firavuna tebliğ etmekle emrolundu. Bu durumda Musa (Aleyhisselam) yanına yardımcı olarak kardeşi Harun’u istedi. Bu isteği kabul edilerek Harun (Aleyhis-selam) da peygamberlik şerefi ile şereflendi. 
O anda Mevla Teala elindekinin ne olduğunu sordu?
Musa (Aleyhisselam), o benim âsam dır. Onunla hayvanlarımı güderim, yaprak silkelerim, bir takım işlerimi görürüm, dedi.
Mevla Teala:
“Onu elinden bırak” buyurdu.
Birde bırakınca büyük bir ejderha oldu. Bu durumdan korkan Musa (Aleyhisselam) kaçmaya başladı. Mevla Teala:
“Korkma, onu elinle tut” buyurdu. Eli ile tutunca eski haline dön-dü. Ayrıca elini koltuğunun altına sokup çıkarınca bembeyaz nur saçar halde göründü. İşte bu iki mucize ve ileride olacak olan toplam dokuz mucize ile Firavun ve avanesine  gönderildi.
Musa (Aleyhisselam) evine döndüğü zaman babasının öldüğünü ve diğer aile fetlerinin hayatta bulunduğunu gördü. Evde annesi ve kardeşi Harun ile görüşüp tanıştı. Durumu onlara haber verdi ve ikisi birlikte Firavunun sarayına gidip tebliğe başladılar.
Firavun önce Musa (Aleyhisselam)’ı tanımadı. “kimsin” dedi
“Ben Allah’ın elçisiyim. Beni sana gönderdi”
Firavunun aklı başına geldi. Hemen onu tanıdı ve 
“Seni içimizde senelerce büyüttük. Sen adamımızı öldürüp kaç-tın, nankörsün, dedi.
Musa (Aleyhisselam) :
“O vakit ben habersizdim, sizden korkup kaçtım, şimdi ise Allah'-u Teala bana peygamberlik verdi.
Firavun “Allah'u Teala’nın kim olduğunu sordu?”
“Göklerin ve yerin ve bu ikisinin arasında bulunan herşeyin rabbisidir.”
Firavun etrafındakilere dönerek alaylı bir şekilde 
“Ne diyor duyuyormusunuz?” dedi. Onu önce delilikle vasıfladı sonra asayı ejderha şeklinde görünce sihirbaz diye iftira etti. Derhal bütün sihirbazların toplanmasını emretti, sihirbazlar toplanınca kendi-lerine, karşılık olarak ne verileceğini sordular.
Firavun onlara, bol hediyeler ve yanında itibarlı mevki vaad etti. Ancak sihirbazlar kendi aralarında meşvere edip Musa Aleyhisselamın âsasını incelediler. Ve anladılar ki bu sihir değildir, çünkü sihirbaz uyuduğu zaman sihri bozulur. Musa (Aleyhisselam) uyuduğu zaman âsası başında nöbet bekliyor, kimse ona dokunamıyor. Anladılar ki Musa peygamberdir, Firavun inkarcıdır.
Fakat insanların toplandığı yarışma gününde emredildikleri vazifeyi yapmak için sihirlerini hazırladılar ve Musa (Aleyhisselam)’a önce başlamayı teklif ettiler. Tefsirlerde denilir ki, bu tazimleri sebebiy-le sihirbazlara iman nasib olmuştur.
Musa (Aleyhisselam) onlara izin verdi. Sihirbazlar bütün sihirlerini meydana çıkardılar öyle ki vadiler, tepeler binlerce yılan, akrep v.s. korkunç şekillerle doldu. Gerçekten büyük bir sihir getirdiler. Hatta Musa (Aleyhisselam)’ın kalbine bir ürperti geldi. Her şeye kendisinden daha yakın olan Allah'u Teala Musa (Aleyhisselam)’a vahy ederek 
“Korkma sen üstünsün” buyurdu.
Musa (Aleyhisselam) âsasını yere bırakınca, yine büyük bir ejder-ha oldu, o kadar ki ufku kapladı ve bütün sihirleri yuttu, bunun üzerine sihirbazlar hep beraber Allah'u Tealaya iman ederek secdeye kapan-dılar. Firavun bu manzara karşısında daha da kudurdu ve sihirbaz-ların el ve ayaklarını kestirerek ağaçlara astırıp şehid etti.
Bundan sonra Firavun ve Kıbtıler değişik belalarla imtihan edil-diler. Bazen yağmurlar kesildi, bazen bitkiler helak oldu, bazen gökten kurbağa, çekirge yağdı. Bazen tufan oldu, herşey helak oldu. Bazı kere de Nil nehri Kıbtilere kan, müminlere temiz su oldu.
Her bela gelince Musa (Aleyhisselam)’a koşup geldiler. “Tevbe ettik, rabbine iman ettik, yalvar bu belayı kaldırsın” dediler.
Musa (Aleyhisselam) da yalvardı, bela kalktı. Fakat yine eski küfür lerine döndüler.
Artık Musa ve Harun (Aleyhisselam), o kavimden ümitlerini kestiler ve onların helakı için Allah’a dua ettiler. Allah'u Teala onların duasını kabul etti. Bir gece bütün iman edenleri alıp yola çıkmalarını emretti. Böylece İsrail oğulları topluca yola çıktılar.
Firavun bu haberi duyunca ordusunu toplayıp onları takip etti. Kızıl denize gelen İsrail oğulları arkalarından Firavun ve adamlarının geldiğini görünce “Eyvah yakalandık” dediler.
Allah’ın peygamberi Musa (Aleyhisselam) “Hayır Rabbim benimledir, beni hidayet edecektir” dedi.
Allah’ın emriyle asasını denize vurunca, deniz yarıldı her kabile için toplam on iki yol açıldı. Yollardan geçip karşıya doğru giderken Firavun ve adamları da açılan yollardan içeri girdiler. Müminlerin hepsi sahile çıkınca, Firavun ve adamlarının hepsi yolun ortasında iken sular üzerlerine kapanıp tamamen helak oldular.
O sıra Firavun, “Bende İsrail oğullarının iman etmiş oldukları bir Allah’a iman ettim” dediyse de, fayda vermedi. Suda boğulup hemen ateşe atıldı.
Daha sonra İsrail oğulları çölde aç kalınca gökten pişmiş bıldır-cın ve helva indirildi. Âsasını taşa vurarak tertemiz su fışkırdı. Üzerlerine bulutlar gölge yaptı. Fakat bu kadar nimete karşılık Musa (Aleyhisselam) Tevratı almak için Tur dağına çıkınca peşinden İsrail oğulları Samiri’nin yaptığı Buzak heykeline tapındılar.
Musa (Aleyhisselam) geri dönünce durumu anlayıp şiddetli öfke-lendi. Samiri’yi çağırıp azarladı ve kovdu. Yaptığı heykeli de yakıp külünü denize savurdu. İsrail oğullarından buzağı tapanların tevbesi için, Allah'u Teala tarafından hüküm geldi. Buzağa tapmayanlar, diğer-lerini kılıçla öldürecek. Nitecede yetmiş binden fazla suçlu tevbe için öldürüldü.
Daha sonra Tevrat’ın hükümleriyle İsrailoğulları bir müddet yaşadılar. Filistin bölgesine ve Küduse geldiler. Musa (Aleyhisselam) 120 yaşında iken vefat etmiştir. Musa (Aleyhisselam)’ın Hızır (Aley hisselam) ile olan kıssası, Kehf Suresinde zikredilmiştir. 

Sponsor